Sokak çocuklarından farksızdır onlar. Onların da evlerde
bakılan, yediği önünde yemediği ardında hemcinsleri vardır. Ancak onlar
sokaklarda aç bi-ilaç, sevgisiz yaşayıp giderler. Evinde hayvan besleyen,
hayvan sever geçinenler kendi köpeğine yaklaşırsa zincirle dövebilir onları,
belediye her an zehirleyebilir ya da bir arabanın altında kalıp ölüme
terkedilebilir; eğer şanslıysa yok sayılır sadece, görmezden gelinir. Dedim ya
sokak çocukları gibidir onlar...
Wikipedia
Arama sonuçları
15 Aralık 2016 Perşembe
12 Aralık 2016 Pazartesi
Yanında da küçük bir kız.
Oyuncakçının yanından geçerken.
Vitrine yaklaştı kız, adamın ellerinden çekerek.
Bir eliyle vitrini gösteriyor.
Diğer elle de adamı içeri iteliyor.
Gösterdiği de şirin bir oyuncak kedicik
Baba al. İlle
Al da…al. Geç kalıyoruz dedi adam.
Annen de merak eder.
Bak havada soğuk.
Dinlemiyordu onu küçük kız.
Dayadı ellerini buz gibi cama.
Soğuktan kızarmış elleri ile
Baba al. İlle
Al da…al
Havada kararmak üzere.
Adamda acele ediyor.
Şöyle bir yokladı cebini.
Var bir milyon, oyuncak da on milyon lira.
Derince bir yutkundu.
Sıkıca tuttu kızının elinden.
Hissetti küçük kız da o eli.
Ürkekçe bakarak adama.
Baba al. İlle
Al da…al. Zoraki uzaklaştırdı adam küçük kızı oradan.
İlerde bir bakkala girdi.
İyice baktı etrafa, gördü sakızların olduğu yeri.
Yanaştılar.
Dayanamadı küçük kız, sakızları göstererek.
Baba al. Dedi tekrarlayarak.
Gülümsedi adam, tabi alırım kızım diyerek.
Kasaya yanaştı ödedi ve çıkarken gözlerini saklıyordu.
Anca yetiyordu parası bir sakıza.11 Aralık 2016 Pazar
Yaşadığım süre boyunca hep merhametimin arkasından yürüdüm,
beklentilerimi arkada bıraktım. Kimseden bir şey beklemedim, doğrusu bu
sanıyordum çünkü. Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı içimde sakladım, sustum
bastırdım olsun dedim insanlık bende kalsın. Ben en iyisini yaşatayım ki
istemeye yüzüm olsun dedim. Verdim, hep verdiim karşılığını alıp alamadığıma
bakmadan, aslında güçlü olmak değildi istediğim, ama olmak zorundaydım ve
bırakıldım.
Kendimi hep erteledim. Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş bir görev olarak gördüm. Herkesi mutlu etmek zorundayım sandım. Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum meğer.. Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki vicdanım rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hiçe saymışım oysa… Ne yazık ki; Bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken
onların rollerini iyi oynayıp oynamadığına hiç bakmadım. Karşımdakilerin eksiklerini tamamlamaya çalışırken, onların hatalarını görmeye vaktim kalmamış sanki. Beni üzmelerine bakmadan, karşılığında ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden
hep verdim.. Kendimi nasılda unutmuşum.. unutturmuşlar aslında. Paramparça olmuş kalbime, cayır cayır yanan içime doğruları söylemeye çalışan beynime, mutsuz yüzüme
hep sus dedim. Sen sus… Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar. Herkesi dinledim kendimi dinlemediğim kadar. Kimse benim yüzümden mutsuz olmasın diye, hiç bir şeyin sebebi ben olmayayım diye mutluluk oyunlarımı oynadım.. Yetmedi yeni oyunlar buldum. Ama bir gün bir bakmışım ki paramparça olmuşum. Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime. kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda. Allak bullak olmuşum..
Kendimi aramaya çıktığımda yorgun, yılgın, bitkin bir köşede saklanıp ağlayan bir erkek çocuğu olarak buldum. Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey GEÇTİ, bir daha seni kimse üzemeyecek. Şimdi senden özür diliyorum. Seni bu kadar hiçe saydığım için, insanların seni bu kadar üzmelerine müsaade ettiğim için, seni hiç bir zaman dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkın olan bütün duyguları sana yaşatmadığım için…
Şimdi tekrar söylüyorum. İnsanlığından, kalbinden, duygularından, çocukluğundan, hislerinden çok özür diliyorum…
Kendimi hep erteledim. Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş bir görev olarak gördüm. Herkesi mutlu etmek zorundayım sandım. Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum meğer.. Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki vicdanım rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hiçe saymışım oysa… Ne yazık ki; Bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken
onların rollerini iyi oynayıp oynamadığına hiç bakmadım. Karşımdakilerin eksiklerini tamamlamaya çalışırken, onların hatalarını görmeye vaktim kalmamış sanki. Beni üzmelerine bakmadan, karşılığında ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden
hep verdim.. Kendimi nasılda unutmuşum.. unutturmuşlar aslında. Paramparça olmuş kalbime, cayır cayır yanan içime doğruları söylemeye çalışan beynime, mutsuz yüzüme
hep sus dedim. Sen sus… Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar. Herkesi dinledim kendimi dinlemediğim kadar. Kimse benim yüzümden mutsuz olmasın diye, hiç bir şeyin sebebi ben olmayayım diye mutluluk oyunlarımı oynadım.. Yetmedi yeni oyunlar buldum. Ama bir gün bir bakmışım ki paramparça olmuşum. Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime. kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda. Allak bullak olmuşum..
Kendimi aramaya çıktığımda yorgun, yılgın, bitkin bir köşede saklanıp ağlayan bir erkek çocuğu olarak buldum. Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey GEÇTİ, bir daha seni kimse üzemeyecek. Şimdi senden özür diliyorum. Seni bu kadar hiçe saydığım için, insanların seni bu kadar üzmelerine müsaade ettiğim için, seni hiç bir zaman dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkın olan bütün duyguları sana yaşatmadığım için…
Şimdi tekrar söylüyorum. İnsanlığından, kalbinden, duygularından, çocukluğundan, hislerinden çok özür diliyorum…
ANONİM
8 Aralık 2016 Perşembe
SSDler, uzun kullanım neticesinde Harddisklere göre daha
hızlı
bozulurlar. Harddiskler mekanik olmalarına rağmen manyetik aygıtlar olduklarından, silikondan yapılmış SSD lere göre daha sağlamdırlar. Çünkü silikon tabir ettiğimiz çip yapımında kullanılan malzeme ve hafıza
hücrelerini meydana getiren küçük mikroskobik zerrecikler yaz sil
yapıla yapıla kolayca ömürlerini tamamlıyor ve bozuk hücrecikler meydana geliyor. İnternette oyuncu takımının salak videoları, aptal bilgisayar toplama
bozulurlar. Harddiskler mekanik olmalarına rağmen manyetik aygıtlar olduklarından, silikondan yapılmış SSD lere göre daha sağlamdırlar. Çünkü silikon tabir ettiğimiz çip yapımında kullanılan malzeme ve hafıza
hücrelerini meydana getiren küçük mikroskobik zerrecikler yaz sil
yapıla yapıla kolayca ömürlerini tamamlıyor ve bozuk hücrecikler meydana geliyor. İnternette oyuncu takımının salak videoları, aptal bilgisayar toplama
videoları nedeniyle SSD iyi bir şeymiş gibi tanıtıldı ve bunları yapan
fabrikalar muazzam kar elde ettiler.(BEYİN BEDAVA).
fabrikalar muazzam kar elde ettiler.(BEYİN BEDAVA).
SSDler sadece sistem kurulumu ve de sistemin hızlı çalışması
için dizayn
edilmişlerdir. bu nedenle mümkün mertebe küçük 80-120 GB bir SSD tercih
edilmelidir. ayrıca laptoplarda da pil ömrünü uzatmak amaçlıdırlar.
edilmişlerdir. bu nedenle mümkün mertebe küçük 80-120 GB bir SSD tercih
edilmelidir. ayrıca laptoplarda da pil ömrünü uzatmak amaçlıdırlar.
!fiyatları haksız şekilde çok yüksektir.!
çünkü ne dedim yukarıda? beyin
bedava yani enayi ve teknikten anlamayan APTAL çok.
çünkü ne dedim yukarıda? beyin
bedava yani enayi ve teknikten anlamayan APTAL çok.
ALMAYIN ARKADAŞLAR ALMAYIN!
manyetik depolama birimleri (manyetik bant, disket,
harddisk) hala en
iyi depolama tekniğidir.
Kalp kırdıysak affola ama maalesef gerçek bu.
İstifade eden eder, etmeyen gider parayı fuzuli masrafa yatırır. benden
söylemesi. Saygılar.
iyi depolama tekniğidir.
Kalp kırdıysak affola ama maalesef gerçek bu.
İstifade eden eder, etmeyen gider parayı fuzuli masrafa yatırır. benden
söylemesi. Saygılar.
12 Yaşında Özgürlük Savaşçısı Iqbal Masih Kimdir?
İqbal Masih 1983 yılında Pakistan’ın en yoksul bölgelerinden
birisi olan Mudrike’de doğdu. İkbal Masih 4 yaşına geldiğinde ise tüm
akrabaları gibi 600 rupi yani yaklaşık 16 dolar karşılığında halı dokuma
fabrikasında çalışmak üzere satıldı. Burada haftanın 7 günü 14 saat
çalıştırıldı. 10 yaşına geldiğinde ise sadece 27 kiloydu.
Çocuk çalıştırmanın yasak olduğunu öğrendiğinde ise
fabrikadan kaçan İqbal Masih daha sonra polisler tarafından yakalanarak tekrar
fabrikaya götürüldü. Bir sonraki kaçışında ise yanında 3000 çocuğu da götürdü.
Çocuk işçiliğine karşı verdiği mücadele dünya çapında duyulmaya ve ses
getirmeye başlayınca 1994 yılında henüz 12 yaşında iken öldürüldü.
Küçük bir bedene sahip olmasına rağmen büyük bir ruha sahip
olan İqbal Masih köle gibi davranılan ve küçük yaşlarına rağmen ağır şartlarda
çalıştırılan çocukların hakları için büyük çaba gösterdi. Konuşma yeteneği,
cesareti ve azmi ile Pakistan’ı kuşkusuz etkileyen İqbal Masih’in daha önce
korktuğu mafya, kendisinden korkar bir duruma geldi. Çocuk yaşta vermiş olduğu
mücadele onu henüz daha çok küçükken kahraman yaptı.
Öldürüldüğünde henüz 12 yaşında olan İqbal Masih’in bu ölümü
örtbas edildi ve herkes susturuldu. Fakat İqbal Masih öldürülmüş olsa bile onun
izinden gidenlere büyük bir cesaret vermişti. Onun etkilediği ve mücadele
ruhunu kazandırdığı çocuklardan birisi olan Craig Kielburger onun bıraktığı
yerden mücadeleyi sürdürmeye devam etti. Free The Children derneğini kurdu ve
650’den fazla okul kurdu.
Ne gidebildim ne de geri gelebildim,
Boşluktayım şu an,
Yapmam gerekenler var tanrım,
Sıralı ölümler tek temennim, duam bu, bu,
Dur diyen ağızların ortasına yorulmadan vurdum,
Şeytanı ararken aynalarda buldum,
İnsanları tanımadan kulaktan dolma bilgilerle ön yargı,
En yakınana dahi şüpheyle bakmak,
Bunları gör tanrım, ne hale geldik böyle
Hak etmedik mi söyle,
Her gün daha da karardı kalplerimiz gibi simsiyah gökyüzü artık,
Düşünmek için vaktim vardı,
Her şeyi ölçüp tarttım,
24 yıl olmuş ama bu sabah farklı bi dünyaya gözümü açtım,
İnsanlar çıkarcı, insanlar yalan dolan, insanlar iki yüzlü,
İnsanlar insanlıktan çıkmış, bunları fark etmemek üzdü,
Bazılarına hayat virajlı, bazılarına düzdü,
Bazılarını mutlu etti zaman, bazılarını düzdü,
Yere düştükten sonra kalksam ne fayda kirlenmiş üstüm,
Sana ayrılan sürenin sonuna geldik yoksun artık üzgünüm,
Boşluktayım şu an,
Yapmam gerekenler var tanrım,
Sıralı ölümler tek temennim, duam bu, bu,
Dur diyen ağızların ortasına yorulmadan vurdum,
Şeytanı ararken aynalarda buldum,
İnsanları tanımadan kulaktan dolma bilgilerle ön yargı,
En yakınana dahi şüpheyle bakmak,
Bunları gör tanrım, ne hale geldik böyle
Hak etmedik mi söyle,
Her gün daha da karardı kalplerimiz gibi simsiyah gökyüzü artık,
Düşünmek için vaktim vardı,
Her şeyi ölçüp tarttım,
24 yıl olmuş ama bu sabah farklı bi dünyaya gözümü açtım,
İnsanlar çıkarcı, insanlar yalan dolan, insanlar iki yüzlü,
İnsanlar insanlıktan çıkmış, bunları fark etmemek üzdü,
Bazılarına hayat virajlı, bazılarına düzdü,
Bazılarını mutlu etti zaman, bazılarını düzdü,
Yere düştükten sonra kalksam ne fayda kirlenmiş üstüm,
Sana ayrılan sürenin sonuna geldik yoksun artık üzgünüm,
İnatla yaşıyorum hala
Bedenime dur diyen her şeye rağmen,
Yıpranıyor gibi yıllar durmadan ilerliyor ve değişmedi karnem,
Deniyorum yenisini, çizimini arıyorum,
Her yol çıkmaza bağlasa da, yine koşuyorum ite kaka,
Söküyorum yumruğu dişi hiç sabrım kalmasa da,
Ben yıkılmayan adam merhaba,
Gücümü topladığım an öleceksiniz hepiniz,
Nereye çeksem oraya geliyo nedense, fazla esnek gibi karakteriniz,
Doğduğum günden beri aynıyım hiç bitmeyecek çocukluğum,
Ama 30 yaşındaki abilerinize bakıp diyorum ben çocukmuyum lan,
Büyün biraz olgunlaşın, yorgun argın zor savaşım,
Bugüne kadar kimseye muhtaç olmadım,
Yaşadım her zorluğu aşıp,
Bak dünden çıkacak yarın dedim uyu hadi yastığa koydum başı,
Tek ümidim kaderin getirisi, bu bozgunların son bulması,
Yalnız bırak, onlar gülücükler saçacaklar usanmadan,
Haksızlığa boyun eğecekler, mutsuzluk anlaşılmaz yaşanmadan,
Yine aşacağım imkânsızı kuklası olmam bir kansızın,
Sana iyi günler bana kalsın kin, nefret, hicran, sızı,
Bedenime dur diyen her şeye rağmen,
Yıpranıyor gibi yıllar durmadan ilerliyor ve değişmedi karnem,
Deniyorum yenisini, çizimini arıyorum,
Her yol çıkmaza bağlasa da, yine koşuyorum ite kaka,
Söküyorum yumruğu dişi hiç sabrım kalmasa da,
Ben yıkılmayan adam merhaba,
Gücümü topladığım an öleceksiniz hepiniz,
Nereye çeksem oraya geliyo nedense, fazla esnek gibi karakteriniz,
Doğduğum günden beri aynıyım hiç bitmeyecek çocukluğum,
Ama 30 yaşındaki abilerinize bakıp diyorum ben çocukmuyum lan,
Büyün biraz olgunlaşın, yorgun argın zor savaşım,
Bugüne kadar kimseye muhtaç olmadım,
Yaşadım her zorluğu aşıp,
Bak dünden çıkacak yarın dedim uyu hadi yastığa koydum başı,
Tek ümidim kaderin getirisi, bu bozgunların son bulması,
Yalnız bırak, onlar gülücükler saçacaklar usanmadan,
Haksızlığa boyun eğecekler, mutsuzluk anlaşılmaz yaşanmadan,
Yine aşacağım imkânsızı kuklası olmam bir kansızın,
Sana iyi günler bana kalsın kin, nefret, hicran, sızı,
HÜSEYİN GÜLSEVDİ
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




