ÇARESİZ
Her şey anlamını yitirmiş gibi. İçimde kocaman bir boşluk
var ve ben onu hiçbir şeyle dolduramıyorum. Hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim
kendimi.
Başka bir yerde ve zamanda anlatsaydı bunları en azından
sesimi çıkarmadan dinler, anlamaya çalışırdım. Ama zamanlama yanlıştı. Çünkü
gazete okumuştum. Ve ne zaman gazete okusam bir tür kafayı yemişler ülkesinde
yaşadığımızı iliklerime kadar hissederdim. Kötü zamanda gelmişti yanıma. Gazete
okumuştum. Engel olamadığım bir öfkeyle, aynı gazetede aynı gün içinde olup
biten olaylardan bir buket hazırlayıp dedim ki!
“Çaresiz misin? Hadi ordan. Çaresiz falan değilsin sen.
Şımarıksın sadece. Çaresizlik nedir gerçekte biliyor musun? Kimdir biliyor
musun aslında çaresiz ? 800 lira maaş alıp 300 liralık gaz faturasını
ödeyemediği için kendini asan babadır çaresiz. Öpe koklaya askere uğurladığı
oğlunun bayrağa sarılı tabutuna sarılıp aklını kaybeden annedir çaresiz. On
yaşından beri kendi evinde her gece tecavüze uğrayan ve daha fazla dayanamadığı
için evden kaçmaya yeltendiğinin gecesi otogarda ‘namus’ cinayetine kurban
giden kızdır çaresiz. Koca dayağından bunalıp baba evine sığındığında babası ve
abileri tarafından çocuklarının gözü önünde öldüresiye dövülen kadındır
çaresiz. Torunu yaşında çocuklara titrek elleriyle kağıt mendil satmaya
çalışırken kalp krizi geçiren ve bir saat ambulans gelmesini bekledikten sonra
ağzı köpürerek ölen seksen yaşındaki dededir çaresiz. Çaresizmiş. Bi siktir git
başımdan.
Utandı biraz. Sinirlendi de galiba. Ama pek belli etmedi.
Sessizlik oldu bir süre. Sonra dayanamayıp haline, ben bozdum yine sessizliği.
“Oğlum eve gider gitmez Kafka’nın ne kadar kitabı varsa
kitaplığında en yakın geri dönüşüm kutusuna at. Ya da benim bundan sonra gazete
okumama izin verme!”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder